
BAL-GÖÇ (Batı Trakya ve Bulgaristan Göçmenleri Derneği) Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, Bulgaristan'da yaşayan ve ana dili Türkçe olan çocukların eğitimleri ana dilini öğrenmelerinin öneminine dikkat etme velilere kritik bir uyarıda bulundu.
2026-2027 eğitim-öğretim yılında, Bulgaristan'daki Türk tıkanıklığı “Seçmeli Türkçe” dersini alabilmesi için velilerin başvuruyu doldurarak okul müdürlüklerine teslim edilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Balkan, başvuruların kaydedilen tarihler arasında yapılmaması halinde konunun açılamayacağını vurgulayarak velileri uyardı.
"Çocuklarımızın ana dilini öğrenme faaliyetlerini kullanabilmesi ve Türkçemizin gelecek nesillere aktarılması için ve gerekli başvuruları zamanında yapılması hayati önemdedir. Dilekçelerin yeterli sayıda sunulmaması, Türkçe derslerin açıklanmamasına neden olabilir. Bu durum, kalıcılığın kimliği ve kültürel gelişimleri açısından ciddi bir şekilde gelir."
Başvuru Tarihleri Sınıf Kademelerine Göre Belirlendi
BAL-GÖÇ tarafından yapılan yapıya göre, başvurular sınıf kademelerine göre şu tarihler arasında kabul edilecektir:
1. sınıfın 3. sınıfa kadar olan kaynağı: 15 Mayıs – 30 Mayıs 2026
4. sınıfın 6. sınıfa kadar olan kaynağı: 1 Haziran – 15 Haziran 2026
Prof. Dr. Emin Balkan, velilere özellikle şu noktada uyarıda bulundu:
"Her bir dilekçe, Türkçe dersinin açılması için hayati bir bilgiye sahiptir. Lütfen başvuruları geciktirmeyin ve çocukların ana dil eğitimine sahip çıkın. Bu, yalnızca bir ders değil, kültürel kimliğimizin ve geleceğimizin kesinidir."
BAL-GÖÇ'ün, Bulgaristan'daki Türk vatandaşları için hem eğitim hem de kültürel açıdan kritik bir mesaj taşımakta. Dernek, velilerin başvurularını geciktirerek kısa yoldan Türkçe eğitim parası garanti belgesi almalarını öneriyor.
"Ana dilimizi öğrendikçe, onların kimliklerini güçlendiren temel bir adımdır. Velilerimizin ayrıntıları, Türkçemizin sürdürülmesi ve gelecek nesillere aktarılması bakımından doldurulacaktır."
BAL-GÖÇ'ün bu uyarısı, hem okulların Türkçe dersini açabilmesi hem de Bulgaristan'daki Türk pazarının kültürel ve dilsel gelişimi açısından kritik bir gözlem sahibi olarak değerlendiriliyor.